17 Ağustos 1999’da yaşanan ve ülkemizin yaşadığı en büyük felaketlerden birisi olan Marmara depreminde yirmi binden fazla insan öldü, yüzbinlerce insan sevdiklerini kaybetti, evsiz, işsiz kaldı. Marmara depreminin üzerinden 18 yıl, Van depreminin üzerinden 6 yıl geçmiş olmasına rağmen depremin yarattığı yıkımın sebebi olan sistemin yarattığı enkaz hala kaldırılamadı.

Sermayenin rant ve yok etme odaklı kentleşme anlayışı sürüyor. Tarım alanlarına, yeşil alanlara, kamusal alanlara yapışlamaya gidiliyor, afet toplanma alanları yok ediliyor. Kamu yararını, doğayı, dünyamızın geleceğini göz ardı eden yağmacı, rantçı politikalar içinden çıkılmaz hele gelmiştir. Altyapının yetersizliği son yağmurlarla su baskınlarına teslim olmasının sonuçlarıdır. Kanal İstanbul gibi çılgın projeler, nükleer santraller gibi ölüm projeleri, suyu ticarileştirmek, ormanları yok eden yollar, köprüler bilim insanlarının tüm itirazlarına rağmen hızla ilerliyor, inşaat ve enerji sektöründeki problem olarak görülen kamu denetimi torba yasalarla, KHK’lerle tamamen ortadan kaldırılıyor. Yaşananları afet haline getiren deprem değil, sermayenin rant hırsı ve kamusal denetimin de bu hırsa kurban edilmesidir.

İnsanların katledildiği; ormanın, börtü/ böceğin yakıldığı, doğanın tahrip edildiği bir dünyada yaşamak zorunda değiliz.

Yaşamın sürdürülebilirliği, ancak insanın dünyanın efendisi değil, onun uyumlu bir parçası olduğunu kabul ederek, kamu denetimini güçlendirerek, doğayı dolayısıyla iklimi koruyarak sağlanabilir.

Kategoriler: Basın Açıklamaları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir